7 Ocak 2012 Cumartesi

Peki

Uzun bir sessizlik sonrası “peki” dedi. Kapıdan çıktığında insan seli sağlı sollu sakince kaçışıyordu. Elindeki evrak dosyasını koltuğunun altına yerleştirip merdivenin basamaklarını önüne kattı. Son basamağa sol ayağıyla veda busesi kondururken, onu gördü. Hiç değişmemişti. Acaba görmemiş miydi yoksa görmezden mi gelmişti. Tam yanından geçerken dudaklarından bir ok gibi fırlayacaktı selamı ya da yüreği... Yapamadı,  yine ardından bakarken bulmuştu kendini. Derin bir nefes alıp merdivenlere veda etti. “Bir kadın için hayatımı mahvedemem şu imzayı almak için iki gündür uğraşıyorum” diye düşündü. “Ama, ya gitseydim peşinden hani ya belki”yi de cebine sıkıştırmıştı beynine beynine. Kapıyı çaldı, içeriden “üeeavet” gibisine bir ses geldi. Bu “girin” demek oluyor diye düşündü. Kapıyı açtı, masaya sivilce gibi baş vermiş adam kafasını kaldırdı ve gözlüklerinin ardından: “Ben size girebilirsiniz dedim mi, çıkın lütfen!”. Uzun bir sessizlik sonrası  “peki” dedi. Kapıdan çıktığında insan seli sağlı sollu sakince kaçışıyordu.