9 Ağustos 2012 Perşembe

Hatırlamak


Şimdi hatırladım yine
Toprak kokusu unutulur ya
Ona benzedi hani
Yağmur yağmadıkça
Kimin umurunda solucan yüreğim
Şimdi yuvalarımdan fırladım
Ve dört yanım ve en çok da önüm,
Sanki ölümüm…

Kan kokusu unutulur ya
Ona benzedi hani
Açılmadıkça yaran
Kimin umurunda senin sargın 
Ya da benim bezliğim
Şimdi deniz vurdu beynime
Daha onbeşinde bir kaptan
Elinde şarabı ve tüter bacası ağzında
Korkusuzca üstüne yürüyordu dalgalarımın
Bense ıssız adamda yine sana misafir
Bir el bile yapmadım
Sanki özgürüm…

Odam da kireç tutmaz ya
Ona benzedi hani
Ayağım takılmadıkça
Kimin umurunda düşerken kavradığım elin
Şimdi kemiksiz kalmış bir köpek gibiyim yine
Yeşil panjurlu kulübem benim
Kapısı hiç kapanmaz ki
Hep bu benim haylaz, şımarık rüzgarımdan
Sanki yaşıyorum dercesine…

Şimdi.
Hani.
Sanki.
Hatırladım yine...

7 Ocak 2012 Cumartesi

Peki

Uzun bir sessizlik sonrası “peki” dedi. Kapıdan çıktığında insan seli sağlı sollu sakince kaçışıyordu. Elindeki evrak dosyasını koltuğunun altına yerleştirip merdivenin basamaklarını önüne kattı. Son basamağa sol ayağıyla veda busesi kondururken, onu gördü. Hiç değişmemişti. Acaba görmemiş miydi yoksa görmezden mi gelmişti. Tam yanından geçerken dudaklarından bir ok gibi fırlayacaktı selamı ya da yüreği... Yapamadı,  yine ardından bakarken bulmuştu kendini. Derin bir nefes alıp merdivenlere veda etti. “Bir kadın için hayatımı mahvedemem şu imzayı almak için iki gündür uğraşıyorum” diye düşündü. “Ama, ya gitseydim peşinden hani ya belki”yi de cebine sıkıştırmıştı beynine beynine. Kapıyı çaldı, içeriden “üeeavet” gibisine bir ses geldi. Bu “girin” demek oluyor diye düşündü. Kapıyı açtı, masaya sivilce gibi baş vermiş adam kafasını kaldırdı ve gözlüklerinin ardından: “Ben size girebilirsiniz dedim mi, çıkın lütfen!”. Uzun bir sessizlik sonrası  “peki” dedi. Kapıdan çıktığında insan seli sağlı sollu sakince kaçışıyordu.